Büyük yükselişlerle piyasa değerlerinin zirveyi gördüğü 2025 yılını geride bıraktık. Büyük kurumlar 2025 yılını teknoloji ve AI’ın yılı ilan ederken, 2026 yılına ilişkin görüş ve beklentilerini içeren raporlarını da paylaştılar.
Peki yatırım bankaları ve büyük portföy yönetim şirketleri, bu raporlara göre 2026 yılında en çok hangi sektörlerin öne çıkmasını bekliyor?

Finans sektörü – Ucuz kalmış sakin güç
2025 yılında ABD’de faizler zirveyi gördü, şimdi piyasa 2026 boyunca kademeli faiz indirimi, daha yumuşak bir Fed ve ekonomide yumuşak iniş senaryosunu fiyatlıyor. Büyük varlık yönetim şirketlerinin görüşü ise ekonomi resesyona girmeden yavaşlarsa, hem kredi hem de sermaye piyasası taraflarının yeniden canlanacağı yönünde. Bu da konvansiyonel bankalar, yatırım bankaları, aracı kurumlar ve varlık yönetim şirketleri için daha fazla komisyon ve faiz geliri demek.
Değerleme tarafında da tablo finans sektörünün lehine. Teknoloji ve iletişim hisseleri, AI rallisi sayesinde tarihsel ortalamanın epey üzerinde çarpanlarla işlem görürken finans gibi alanlar nispeten daha ucuz kaldı. Buna bir örnek olarak Reuters’a konuşan BlackRock analistleri, 2026 yılında AI balonu endişeleri arttıkça yatırımcıların daha ucuz kalmış finans ve sağlık gibi alanlara doğru kayabileceğini açıkça ifade ediyor.
Finans tarafına yönelişin tek sebebi AI hisselerinde aşırı değerlenme endişeleri de değil. Bu kuruluşlar AI yatırımlarının finansman ihtiyacı üzerinden de kâr yazıyorlar. Örneğin Morgan Stanley, sadece veri merkezleri ve AI altyapısı için 2030’a kadar yaklaşık 3 trilyon dolarlık sermaye harcaması gerektiğini, bunun bugüne kadar %20’sinden azının gerçekleştiğini hesaplıyor. Goldman Sachs da benzer şekilde, 2026 yılında sadece hiperscaler dediğimiz dev teknoloji şirketlerinin 700 milyar dolara kadar AI yatırımı yapabileceğini söylüyor. Bu kadar büyük meblağlar bu şirketlerin kasalarında nakit olarak bulunmadığından, finansmanın önemli kısmı tahvil, sendikasyon kredisi, türev ürünler vs. üzerinden finanse edilecek. Dolayısıyla finans sektörü yatırım patlaması üzerinden de kâr yapacak.

Reel sektör – AI ve altyapı yatırımlarının esas kazananları
Daha önce de değindiğimiz üzere 2024 ve 2025 yıllarında borsanın ana hikayesi AI yatırımları oldu. AI hikayesinin en çok ön plana çıkan kısmı çipler ve yazılım şirketleri olsa da arka planda bu yapının işleyebilmesi için dev veri merkezleri, güç altyapısı, şebekeler, soğutma sistemleri, inşaat ve lojistik gerekiyor. Büyük yatırım bankaları da bu gereksinimin farkında ve bu nedenle 2026 yılına ilişkin raporlarında reel sektör tarafına fazlasıyla dikkat çekiyorlar.
- Buna birer örnek olarak ClearBridge Investments ve Franklin Templeton, 2026 yılı raporlarında, AI kaynaklı veri ve elektrik talebinin, özellikle ABD’de şebeke yatırımları, yeni santraller, iletim hatları ve veri merkezi inşaatı tarafında çok uzun soluklu bir yatırım döngüsü yaratabileceğine değiniyor.
Yatırım bankalarının değindiği kapsamın içinde elektrik ekipmanı üreticileri, otomasyon ve robotik firmaları, inşaat makinesi üreticileri, mühendislik şirketleri, demiryolu ve lojistik devleri, lojistik firmaları ve hatta savunma sanayi şirketleri yer alıyor. AI veri merkezleri ve enerji talebi büyüdükçe, bu firmaların aldığı siparişler de günden güne büyüyor.
- Morgan Stanley’nin ABD hisse görünümü raporunda, veri merkezi kaynaklı yatırım harcamalarının henüz başında olduğumuz vurgulanırken, bu nedenle sanayi ve altyapı şirketlerinin satış ve kârlarının birkaç sene boyunca normalin üzerinde büyüyebileceğine de değiniliyor.
Reel sektörün bir de yeniden sanayileşme hikayesi var. Yüksek tarifeler ve jeopolitik riskler nedeniyle ABD’li şirketlerin önemli bir kısmı üretimini tekrardan yurt içine taşımayı tercih ediyor. Bu da fabrika, depo, demiryolu, liman, enerji altyapısı yatırımlarının artacağı ve bu tür yatırımlara tedarik sağlayan şirketlerin daha büyük kârlar yazabileceği anlamına geliyor.

Sağlık – Kilo verme furyasının sürüklediği sektör
Yatırım bankalarının 2026 için en çok öncelik verdiği sektörlerden bir tanesi de sağlık. Sağlık tarafının öne çıkmasının arkasında ise iki sebep yatıyor. Birincisi, sektör çok defansif ve düzenli olarak kâr üretebiliyor. İkinci sebep ise son birkaç yılda oldukça gelişen obezite, diyabet ve kalp-damar ilaçlarının çok büyük pazar payı kazanması. Washington Post tarafından yapılan bir araştırmaya göre yalnızca Eli Lilly’nin Mounjaro ve Zepbound adlı kilo verme ve diyabet ilaçları, 2025’in ilk dokuz ayında 40 milyar dolara yakın gelir üretti ve dünyanın en çok satan ilaçları haline gelerek şirket değerini 1 trilyon doların üzerine taşıdı.
2026 yılında ise hem Eli Lilly’nin hem Novo Nordisk’in yeni kilo verme ilaçlarının ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nden (FDA) yeni onaylar alması bekleniyor. Goldman Sachs analistleri, bu pazarın 2030’a kadar yaklaşık 95 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşabileceğini tahmin ediyor. Ayrıca analistlerin daha çarpıcı bir tahmini, yeni obezite ilaçlarının ABD GSYH’sini uzun vadede %0,4 civarı yukarı çekebileceğini öngörüyor. Borsa tarafında ise bu tablo, büyük ilaç şirketleri, biyoteknoloji firmaları, tıbbi cihaz üreticileri, test şirketleri ve sağlık hizmet kuruluşları için uzun vadeli bir hacim ve kârlılık hikâyesi anlamına geliyor.
Ayrıca analistler bu kârlılık hikayesinin henüz başlamamış olduğunu ve sağlık sektörünün hala ucuz olduğunu düşünüyor. Sağlık hisseleri, teknoloji şirketlerine kıyasla çok daha düşük çarpanlardan işlem görüyor, bu yüzden bu hisseler hem defansif, hem de ciddi büyüme potansiyeli barındıran sektörün hisseleri olarak satılıyor. Reuters’ın yatırım analistleri ile yaptığı “Değer Avı” analizinde, 2026 yılında yatırımcıların finans ve reel sektörle birlikte sağlık gibi ucuz kalmış alanlara yönelebileceği ifade ediliyor.
Burada yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım kararlarınızı kendi araştırmanıza dayanarak vermelisiniz.





















